Fransa’da Milletvekili Seçim Sonuçları ve Macron’un Cumhuriyet’e İhaneti – Kenan Büyük

Seçimden bir gün önceki yazımızda (*) iki önemli sorunun cevap beklediğini belirtmiştik. Birinci sorumuz sol ittifakın lideri Jean-Luc Melenchon’un Başbakan olma olasılığı. İkinci olarakta Macron’un mecliste çoğunluğu elde edip edemeyeceği şeklinde idi.

Bugün itibari ile elimizdeki seçim sonuçları her iki sorunun da cevabını doğru şekilde verdiğimizi gösteriyor.

Ancak hesap edemediğimiz nokta, neredeyse Hitler Faşizminin yenildiği günden bu yana yazılı olmasa bile, neredeyse ortak imalı bir sözel bildirge niteliğindeki “parlamento da ırkçı faşist partilerin var olmalarını engelleme” ve buna karşı blok oluşturma tavrının bu seçimlerde Macron tarafından basit ayak oyunlarına kurban edilerek parlamentoya faşist RN partisinden 89 milletvekilinin seçilmesine yol açmış bulunması idi. Kim hangi değerlendirmeyi yaparsa yapsın Fransız politika tarihi artık Macron’u faşist RN partisini meclise sokan, Cumhuriyet’e ihanet eden bir kişi olarak anacaktır. Kendi kendini siyasi olarak imha stratejisi olarak da adlandırabileceğimiz bu kara stratejiye göre, Macron’un ortaya koyduğu üçlü oyunun en çarpıcı olanı ve kendisi açısından hayati önem taşıyanı her ne olursa olsun sol ittifakın çoğunluğu elde edebilecek milletvekili sayısına ulaşmasını engellemek olanıydı.

İlk andan itibaren kendisine hedef olarak seçtiği sol ittifakın yükselişini durdurabilmek için yazılı olmayan, ancak etik olarak tüm siyasi partilerin kabul ettiği ırkçı faşist bir parti olan RN’in önünü kesmek için seçmenlerine öneride bulanacağına sessiz kalmayı tercih ederek, RN’in önünü açmakla işe başladı. Düzenlediği bu oyunun ilk ayağına göre, sol ittifak ile başbaşa kaldığı bölgelerde diğer sağ partilerin oyları ile önde olacağını, aşırı sağcı parti RN ile başbaşa kaldığı bölgelerde ise zaten sol seçmenin RN’i engellemek için kendilerine oy atacağını, son olarakta sol ittifak ile aşırı sağcı RN’in başbaşa kaldığı bölgelerde ise kendi seçmenine RN’e karşı blok oluşturma önerisi yerine serbest bırakarak o bölgelerden sol ittifakın milletvekili çıkarmasını engelleyerek, kendisinin çoğunluğu elde edebileceğini düşünerek, RN’in 89 milletvekili ile meclise girmesine yol açmış oldu.

Bu açıklamamızdan sonra resmi seçim sonuçlarına dönersek; 577 milletvekilinin partilere göre dağılımı şöyle: Macron’un sağ ittifakı %38,6 oy oranı ile 245 milletvekili, sol ittifak NUPES %31,6 ile 131 milletvekili, ırçık faşist parti RN %17,3 ile 89 milletvekili ve liberal sağ parti %7 ile 61 milletvekili çıkarmış durumda.

Görüldüğü gibi, hiç bir parti veya ittifak çoğunluğu elde edebilecek (289) milletvekili sayısına ulaşamamış bulunuyor.

Bizim için önemli olan Sol ittifak açısından duruma bakarsak, bir önceki yazımızda sözünü ettiğimiz gibi hedefin olabildiğince fazla milletvekili çıkarmak, ikinci olarakta Macron’un çoğunluğu elde etmesini engellemek olduğunu belirtmiştik. Ki çıkarılan milletvekili sayısı istenilen ve beklenen sayıda olmasa da mecliste ana muhalefet partisi durumuna gelmesi açısından hedefe ulaşılmış görünmektedir. Bu başarı Sol ittifakın moral açısından ve mecliste siyasi ağırlığı açısından önemli bir noktaya geldiğini göstermektedir.

Meclisin şu anki parçalı yapısı ve hiç bir grubun çoğunluğu elde edememiş olması, özellikle Macron’un durumunu oldukça zora sokmuş bulunuyor. Düşünün ki, beş yıl için seçilmiş bir Cumhurbaşkanı mecliste politikalarnı kanunlaştıracak bir çoğunluğa sahip olmadığı gibi, hükümeti kurma görevini de kime vereceğini henüz bilmemektedir.

Bu bilinmezlik, siyasi çalkantının önünü açabileceği gibi, Belçikada yaşanan uzun süreli Hükümetsiz hükmetmeyi de peşinden getirebilir. Tam bu noktada, birçok insana belki iddialı bir önerme gibi gözükse de, ufukta Macron’un meclisi feshetme zorunluluğu da gündeme gelebilir. Fransa gibi bir ülkede yönetememezlik, sürdürülebilir bir politika olamayacağı için 3 ay içinde yeni bir seçim gözükebilir.

Peki bu süreç içinde sol ittifak ne yapmalıdır? Can alıcı soru burada şekilleniyor. İttifak sürdürülebilecek mi, yoksa ittifak içindeki her parti mecliste kend grubunu kurup (ki bu imkana sahipler) yoluna kendi başına mı devam edecek? Bu soruya verilecek cevap, aynı zamanda bir liderlik sorusuna da cevap vereceğinden olduka önemli. Buradaki en akla uygun cevabın; sol ittifakın farklılıklarını bilerek ortak bir hedefe hep beraber yürüyebilmek şeklinde olacağını umuyoruz.

20 Haziran 2022

(*) Seçimden bir gün önce yazılan fakat siteye girmeyen yazıyı aşağıdadır.

“FRANSA’DA MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ İKİNCİ TUR

12 Haziran’da yapılan birinci tur seçimlerinin sonuçlarından görüldüğü üzere, iki ay önce gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçiminde Fransa solunun yakaladığı yükseliş, milletvekili seçiminin birinci turunda solun ittifak ile yüksek bir ivmeye ulaşmış bulunuyor.

Yarın 19 Haziran’da gerçekleştirilecek olan ikinci turda iki önemli soru ile karşı karşıya kalmış bulunuyoruz. Birincisi, NUPES’in liderliğini yapan Jean-Luc Melenchon Başbakanlık için yeterli çoğunluğa ulaşabilecek mi? İkincisi ise Macron mecliste çoğunluğu sağlayacak kadar milletvekili çıkarabilecek mi?

Birincisinden cevaplamaya başlarsak, Melenchon’un başbakan olabilmesi uzak bir ihtimal olarak durmakta. Yapılan son anketler ve görünen oy potansiyeli sol ittifakın 185 milletvekilene ulaşabileceğini var saymakta ve bunun çok az ankette ancak 200’e ulaşabileceği görülmektedir.

Peki Macron çoğunluğu elde edebilecek sayıya ulaşabilecek mi? Sağ ittifakta kimse bu soruya evet cevabı verememekte. Çünkü solun çıkışı ve moral üstünlüğü bütün varsayımlarını tepetaklak etmiş durumda. Sağ ittifak için anket sonuçları çoğunluğu sağlayacak 289 milletvekili sayısına ulaşmasını öngörmemekte ve bu sayının 280 milletvekili ile sınırlı kalacağı düşünülmekte. Bu sonucun Macron açısından tercih edilebilecek bir durum olmadığı açık. Çünkü politikalarını uygulayabilmek için dışarıdan ittifak aramak zorunda kalacak. Sol ittifakın dışarıdan bir destek şansı olmazken, Macron durum daha kolay gözükmekte. Çünkü seçimlere sağ dışında ve tek başına katılan Les Republicains (LR).

LR’in 60’a yakın milletvekili elde edebileceği varsayılmakta. Bu da mecliste gerçekleştirilecek ikinci bir sağ ittifak halinde Macron”a mecliste çoğunluğu elde etmek imkanını sağlayacaktır.

Görüldüğü gibi, ilk tur seçimlerinde her iki ittifakta başa baş bir yüzde elde etmiş olsa da, oy yüzdeleri ülke sathında değil de, bölgesel bir önem taşıdığından çıkarılabilecek milletvekili sayısı eşit bir dağılım sonucu vermekte ve sağ ittifakın işine yaramaktadır. (Ki Erdoğan aynı yöntemi Türkiye’deki seçimlerde uygulamaya sokmayı düşünmektedir.)

Şu andaki verilere göre diyebiliriz ki, sol ittifakın yapabileceği en iyi şey yüksek oranda milletvekili çıkarmak, Macron’a tek başına çoğunluğu sağlama imkanını vermemektir. Bunun başarılması durumunda, sol ittifak moral üstünlüğü elinde tutmaya devam edeceği gibi, mecliste çok önemli bir sayı ile temsil edileceğinden Macron’un işi hiçte kolay olmayacaktır.

Son olarak diyebiliriz ki, bu seçimlerde sol iki şeyi kazanmış olacaktır; birincisi ittifak halinde nelerin yapılabileceğini görmüş olacak. İkinci olarak da, yeni bir lidere sahip olma şansını elde etmek.”